Wednesday, July 26, 2006

-Maydanoooz !

-?

-Ben iyi bir nane değilim, gel vazgeçelim bu işten.

-Aaa. Olmaz, sen iyi bir nanesin.

-Hayır sen çok iyi maydanoz oluyorsun her şeye, ya ben ? Yeteneksizim...

-Olur mu hiç? Senin çok farklı bir üslubun var.

-Hadi ordan. Bak nane olacak bir şey bulamıyorum. Mülayim bir naneyim ben, ancak kendi blogumda yazabiliyorum.


-Hem ne hakkında yazacağım ki?

-Milletvekilleri ve vallahi de billahi de torpilsizim diye 1,5 senede memurluktan müdürlüğe terfi eden torpilleri, ortam gerildikçe itilip kakılan türban sorunu, akümülatör artışı ile bizi kandıran gizli enflasyon, dünyada ilk kez ülkemize bir konuda birincilik getiren benzin fiyatları, telefonu lüks sayan bir devlet ve buna ödediğimiz % 33 vergi, bu yüzyılda bile babaları tarafından okula gönderilmeyen kız çocukları, göndermek isteseler de okul, o da olmazsa öğretmen bulamayan ana babalar,bir yanda ise öğretmen olmak için sabırsızca bekleyen adaylar, her yıl daha da saçmalayan ve değişikliklerle anlaşılmaz hale gelen sınav sistemi, kazanamayarak hayata hoş geldin diyen hüsranla tanışan çocuklar, servet ödenen dershaneler ve kısırdöngü sistemi, üniversiteyi kazansa ve başına bir vukuat gelmeden mezun olsa bile milyonlarca işsiz arasına girenler , töre cinayetleri, düğün dernek magandaları, olmayan çevre bilinci, insanları zivanadan çıkaran, adeta insanların kendi cezalarını kendilerinin vermesini teşvik eden adalet sistemi, 6 ayda 3000 kişinin ölümüne yol açan adını trafik canavarı koyarak vicdanımızı rahatlattığımız cinayet şekli, herşeye kızıp herkesi azarlayan, hızını alamazsa küfreden asabi bir başbakan, bu başbakanın kendisini kullanmalarını salık veren terörist destekçisi olduğu söylenen danışmanı, yolsuzluklar, 3 kuruşa giden yatırımlar, yakılan ormanlar, içine edilen sayfiye yerlerinin ortasına çöreklenip ağlaşan turizmciler, hayatımızın bir parçası haline gelen gaspçılar, yasaklarla cinsel açlıklarını sapkınlıklara vuran ve bu aralar sıkça karşımıza çıkan sapıklar, terör örgütleri, bunlara destek veren ama ikide bir tutuklandığı halde nasıl oluyorsa salıverilen türkücüler, uyuşturucu ticareti, ülkemin devletini pek seven mafyası, mafyaya özendiren dizileri, bu dizileri savunan oyuncu ve yapımcıları, Amerika'ya derin bağlılığımızın nedenleri, dillerini dillerimize katıp Türkilizce bir dil haline getiren bireyleri, Japonya'da kişi başına yıllık ikiyüz küsür kitap düşerken, bizde 200 küsür kişiye yıllık bir kitap düştüğünü okuduktan sonra hala Japonların zekalarını balık yemelerine bağladığımızı, bunu iddia eden kişilerin yaşadığı ülkenin 3 tarafının deniz olduğunu, ama buna rağmen denizden en az faydalanan ülkeler arasında yer aldığımızı, sadece futbolun spor sayıldığı ülkemizde ona da şike karıştığını, sağlık skandallarımızı, temizlik imandan gelir diyerek 5 vakit namaz kılan adamların bize yemek yapıp sattğı lağımdan bozma lokantaları, eski halinden eser kalmayan Türk hava yollarını, cemaatlerin eline geçip günden güne gerileyen ülkemi veya bunlar gibi güzide konuları mı,

-yoksa,

-Türkbükü sahillerini, Mojito'nun nasıl hazırlandığını, kimin kiminle nerede ne yaptığını, Serdar Ortaç'ın bütün şarkılarının birbirine benzediğini, buna rağmen Tarkan' a o megastarsa ben überstarım demesini, bir de überseksüelimizin olduğunu, adını da kadırgalı Seda ile duyurduğunu, Seda'nın korkusundan mayoyu bile zor giydiğini açıklamasını, halbuki elinin tersi ile bir çarpsa tüy gibi adamın ağzının payını vereceğini, bu vesileyle onun da Sibel Can'ın poposuna dem vurduğunu, Gülben'in ondan geri kalmadığını, Hülya'nın bu bok çukuruna düşmeyip kendini çevre atraksiyonlarına adadığını, her yerde mankenden bozma şarkıcı Demet Akalın'ın şarkılarının çaldığını, yeni yetme tüm kafasız genç kızların onun gibi dibi çıkmış boyama sarı saçlarla dolaştığını, ve hatta plaja pür makyaj, takı takı üstüne, beş karış topuklularla gittiklerini, yine böyle bir genç kızımız, Paris Hilton'a en büyük rakibimiz, fakirciğimiz Süreyya'nın ayda 10 bin dolarla zor geçindiğini, onun 50 sene sonraki haline benzeyen Bülent Ersoy abimizin kabus gördüren kahkahalarını, biz Reha Muhtar'la flört etmek isteyen biri olabileceğine bile inanmazken, Bülent'in bir sevgilisi olduğunu söylemesini, her hafta birine aşık olan 16 lık kız beyni ve vücuduyla Gülşen'i, ikide bir ağlayarak antropoz sinyalleri veren ibo ile adeta menapoz da neymiş diye bağıran Ajda'yı, her gün mantar gibi güdük güdük türeyen yolda görsek tanımayacağımız şarkıcılarımızı, biri bitip biri başlayan yarışma programlarını, bunlardan yarışma bittiğinde bile kavram kargaşası yaşıyor olacak Topmodel isimli versiyon ile yapımcıların eşsiz bir deha ile aramıza kattığı Oryantal Star'ı, orada beni kimse sevmiyor diye ağlayan Deniz Akkaya ile arkadaşı suratına tükürse yarabbi şükür diyecek olan Güzi'yi, onun eski sevgilisi İlker abimizin yeni karısıYeşim Salkım'ın kıskanç bakışlarını, sadece polemik yaratmak için konuşan Armağan Çağlayanı ve magazinden ya da gazete köşelerinden tanıdığımız diğer polemik canavarlarını, bu yarışmaların eskilerinin eskimiş yıldızlarını, her gün magazin haberleri ile tükettiğimiz insanları ve bunlar gibi eften püften konuları mı

-yazayım?

-Ne sıkıcı yahu, yazacak yeni hiç bir şey yok işte...

Nane utanmadan sordu... Söz sende Maydanozcuğum.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home